top of page

Kadın Hastalıkları

Kadın hastalıkları da diğer birçok hastalık gibi her kadının başına gelebilir. Düzenli kontroller ve erken teşhis sayesinde  bu hastalıklardan korunabilir veya tedavi olabiliriz.

Hastalıkları aşağıda kısaca açıklıyorum. Şüphelendiğin bir belirti varsa seni hemen bekliyorum. Ayrıca yılda en az 2 kez genel kadın hastalıkları kontrollerini yaptırmayı sakın unutma!

Genital Siğil (HPV Virüsü) ve Rahim Ağzı Kanseri

Cinsel yolla bulaşan ve  çok sık görünen human papillama virüsü insanda kansere neden olabilen bir DNA virüsüdür. Temas yolu ile geçer. 300’den fazla tipi vardır. 100 civarı tanımlanmış tipi hastalığa yol açar. Genellikle genital bölgede olmak üzere vücudun çeşitli bölgelerinde yuvalanabilir. HPV virüsünü düşük riskli ve yüksek riskli olmak üzere iki grupta ele alırız. Tip 6 ve tip 11 numaralı siğiller düşük riskli olarak tanımlanır ve hücre çoğalmasına neden olurlar,  Tip 16 ve tip 18 numaralı siğiller yüksek risklidirler, hücre çoğalması ve kansere yol açmaktadırlar. Nadir de olsa HPV, toplu hâlde kullanılan hamam, sauna, havuz ve tuvalet gibi dış yüzeylerden de temas yolu ile bulaşabilmektedir.

HPV’ nin neden olduğu rahim ağzı kanseri, dünyada kadınlarda en sık görülen 3. kanser türüdür. Rahim ağzı kanseri nedeniyle dünyada her 2 dakikada 1 kadın ölmektedir.

Eğer aktif bir cinsel hayatın varsa, yılda bir kez mutlaka pap smear testi yaptırman gerekir. Smear testi ile rahim ağzı kanseri erken tespit edilebilir ve tedavisine başlanılabilir. Ayrıca önleyici tedbir olarak HPV aşısı yaptırarak koruma sağlayabilirsin. 

Genital siğillerin tespitini kolaylaştırmak için bazı örnekleri paylaşıyorum. Unutma, bu konuda olabildiğince dikkatli olman gerekiyor.

İdrar Kaçırma

İdrar kaçırma; kontrol edilemeyen ve istemsiz idrar tutamama durumudur. Her yaşta ortaya çıkabilir ancak ileri yaşlarda daha yaygın görülür. Sürekli tekrarlandığı takdirde hastalık olarak kabul edilir. Hayat kalitesini ciddi derecede olumsuz etkileyen bir rahatsızlık olan idrar kaçırma sorununa, kadınlarda daha sık rastlanır.

 

Hastalığın birçok nedeni olabilir: Aşırı kilo (obezite), şeker hastalığı, vajinal enfeksiyonlar, sinir sistemi hastalıkları, genetik faktörler, ilerleyen yaş bu nedenlerden bazılarıdır.

 

Bunların dışında, zor ve/veya çok sayıdaki doğumdan dolayı kaslarda yırtılma ve sinirlerde hasar meydana gelebilir. Bu durumun da fonksiyon bozukluklarına yol açtığı bilinmektedir. 

İdrarın istemsiz olarak damla damla veya aniden sızmasıyla başlayabilen idrar kaçırma rahatsızlığının belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz:

● Sık idrara çıkma isteği,

● Herhangi bir mesane enfeksiyonu olmadığı halde ağrılı idrara çıkma, 

● İdrar yapamama,

● Sık görülen mesane enfeksiyonları.

İdrar kaçırma rahatsızlığının tedavisi; cerrahi ve cerrahi dışı yöntemlerle, hatta ilaçlarla mümkün olabilmektedir. İdrar kaçırma tedavisinde idrar kaçırma tipi, tedavi yöntemi için belirleyici olmaktadır. Örneğin, stres tipi idrar kaçırmada genellikle cerrahi yöntemler devreye girerken, sıkışma tipi idrar kaçırmada ise ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bazı idrar kaçırma vakalarında da cerrahi ya da ilaç tedavisine ihtiyaç olmaksızın kasları güçlendirici egzersizlerle olumlu sonuçlar alınabilmektedir. Egzersiz yöntemleri anlatıldıktan sonra 3-6 ay veya 1 yıllık dönemlerle hastanın takibi yapılır. Bu yolla, hastaların iyileşme oranında ciddi bir artış sağlanabilmektedir.

Vajinal Mantar ve Diğer Enfeksiyonlar

Kadınlarda çok sık görülen bir enfeksiyon olup erişkin kadınların yaklaşık %75’i yaşamlarının herhangi bir döneminde en az bir kez bu enfeksiyonu geçirirler. Çoğu kez gebelik, antibiyotik kullanımı gibi nedenlerle ortaya çıkan bu durum tedaviye kolay cevap verir. Gebelik ve antibiyotik kullanımı dışında şişmanlık, şeker hastalığı, immünosupresyon, metabolik hastalıklar, naylon iç çamaşırları, lokal allerjenler ve hormon kullanımı da mantar vajiniti için risk faktörleri arasında sayılmaktadır.  

Genital bölgede yanma, batma, kaşıntı ve yoğun beyaz renkli ve içerisinde süt ya da peynir kesiği şeklinde tanımlanan ya da kireç benzeri olarak nitelendirilen parçacıklar bulunduran akıntı sıklıkla görülen belirtilerdir. Akıntıda kötü koku görülmez. Kokunun olması kandidiazise eşlik eden ikinci bir enfeksiyonun varlığını akla getirmelidir. Vulva ve vajinada kızarıklık ve şişlik olabilir. Kaşımaya bağlı olarak vulva derisinde tahriş olabilir ve bu nedenle de idrar yaparken yanma ve acı eşlik edebilir.

Genellikle vajen içine yerleştirilen fitiller ve vulva için krem birkaç gün içerisinde rahatlama sağlar ve sistemik tedavi ihtiyacı olmaz. Naylon ve sentetik iç çamaşırları kaşıntıyı arttırabildiğinden dolayı pamuklu iç çamaşırları tercih edilmelidir. Külotlu çorap, tayt ve dar pantolon gibi vajinal bölgenizi havasız bırakacak ve terletecek kıyafetlerle uzun süre kalmaktan kaçınmakta yine fayda edecektir.

Myom

Myomlar, rahimde (uterus) yer kaplayan ve rahim düz kas dokusundan köken alan iyi huylu tümöral yapılardır. Üreme çağındaki kadınların % 20-25`inde görülür. 40 yaş üstündeki kadınlarda belirti vermeyen myomlar % 45-50 oranında görülür. Myomlar çapları 2-3 mm`den 25-30 cm`ye kadar olacak şekilde değişik büyüklükte olabilirler. Tek bir tümör halinde olabildiği gibi çok sayıda da olabilirler. Myomların kötü huylu yani kanser olma ihtimali çok düşük, on binde bir-iki civarındadır. Ancak, çok hızlı büyüme gösteren miyomlarda bu ihtimali göz önünde bulundurmak gerekir.

Adet kanamalarının artması, adet arası dönemde ara kanamalar olması, sık idrara çıkma, karında büyüme ya da şişlik hissedilmesi, kanamalardaki artışa bağlı olarak kansızlıkla ilgili bulgulara rastlanması gibi belirtiler de ortaya çıkabilir. Myomlarda ağrı genellikle dejenerasyonlara (yapısının bozulmasına) bağlı ortaya çıkar. Yavaş yavaş artan kasık ağrısı olabileceği gibi akut bir ağrı olarak ortaya çıkabilir. Bazen de hastalar kramp tarzında ağrıdan yakınabilirler. Bel ve kasık ağrısı ve de kasıklarda dolgunluk hissi miyomlarla birlikte rastlanan belirtilerdir.

Myomun ilaçla tedavisi mümkün değildir. Ancak bazı ilaçlarla hastanın şikâyetleri giderilebilir ve bir süre için myomun büyümesi engellenebilir. Myomun asıl tedavisi cerrahidir. Eğer hasta artık çocuk doğurmak istemiyorsa en kesin tedavi histerektomi yani rahmin alınmasıdır. Eğer hasta çocuk doğurmak istiyorsa sadece myom çıkarılır. Ameliyat kapalı veya açık yöntemle yapılabilmektedir. Ayrıca miyomu submüköz denilen tamamen rahim iç zarında yerleşmiş durumda ise histeroskopi denilen yine kameralı yöntemle alttan yani vajinal yoldan alınması da mümkün olabilir.

Yumurtalık Kistleri

Yumurtalık kistleri, yumurtalığın içinde görülen içi sıvı ile dolu kese veya keseciklerdir. Normalde her adet döneminde overler içinde yumurta hücresini taşıyan ve boyutları 3 cm'ye ulaşabilen folikül adı verilen kist oluşur. Sonra bu kist çatlar ve yumurta açığa çıkar. Gençlerde yumurtlama sorunu olan kızlarda çatlayamayan normal ya da fizyolojik folikül kistleri her ay büyüyerek 5-10 cm ye ulaşabildikleri gibi polikistik over diye adlandırdığımız küçük 0.5-1 cm boyutlarında dizi halinde çok sayıda görülebiliyor. Bu fonksiyonel olan kistlerin dışında iyi veya kötü huylu yumurtalık kistleri de her yaş grubunda görülebilmektedir.

En sık görülen belirtileri; adet düzensizliği, karında şişkinlik, karın ağrısı, sindirim sistemi bozuklukları, idrar yolu şikâyetleridir. Fonksiyonel olan kistler 3-6 ay arasında takip edilirler ve kendiliğinden kaybolurlar. Tümöral bir durumdan şüphelenilmesi halinde cerrahi olarak çıkarılmaları ve patolojik olarak incelenmeleri gerekmektedir. Çikolata kisti olarak da bilinen rahim içi dokunun yumurtalıklarda görülmesi sonucu gelişen ve içi eski kan ile dolu olduğu için de çikolata kisti adı verilen endometriomaların tedavisinde ise hormonal yöntemler kullanılabilmektedir.

Polip

Endometriyal polip (rahim polipleri), ve servikal polip (rahim ağzı polipleri) rahim iç tabakasında veya rahim ağzında bulunan ve genellikle bu dokulardan kaynak alan ve selim tabiatlı olduğu kabul edilen "et parçası" oluşumları olarak tarif edilebilir. Rahim içinde yerleşenler gebe kalmayı zorlaştırma veya gebelik kayıplarına neden olabileceği gibi ara kanama, adette fazla kanama ve kansızlık gibi problemlere de neden olabilirler. Poliplerin tanısı jinekolojik muayene ve ultrasonografi ile kolaylıkla konulabilmektedir. Rahim ağzındakiler muayene sırasında kolaylıkla alınabilirken rahim içinde olanlar cerrahi olarak histeroskopi (kameralı sitem) ile kolaylıkla alınabilmektedirler.

Pelvik Enfeksiyon ve Rahim İltihabı

Pelvik enfeksiyon (iltihap) mikroorganizmaların vajen ve rahim ağzından yukarıya doğru ilerlemesi sonucu rahim, fallop tüpleri ve yumurtalıkları içine alan üst genital bölgenin iltihabıdır. Pelvik enfeksiyon geçirildikten sonra, karın içinde yaygın yapışıklıklar bırakabilir. Bu yapışıklıklar özellikle tüpleri içine alıp onların hareketlerini ve anatomisini bozup gebe kalmada sorunlar çıkmasına neden olabilir. Tüplerdeki bu hasar, ileride dış gebelik olma ihtimalini de artırır. Enfeksiyonun tedavi edilmemesi sonucu iltihap kana karışıp hayati tehdit oluşturabilecek septik bir tabloya da neden olabilir.

Kasık ağrısı, akıntı ve ateş gibi belirtileri olan pelvik enfeksiyon jinekolojik muayene, ultrasonografi ve kan testleri ile tanınabilmekte ve ağızdan veya damardan verilecek antibiyotikler ile tedavi edilmektedir.

Rahim Duvarı Kalınlaşması

Rahim iç duvarı, ortalama her 28 günde bir kez gerçekleşen âdet döngüsü süresince salınan hormonların etkisiyle olası bir gebeliğe hazırlık amacıyla bir miktar kalınlaşır. Gebeliğin oluşmadığı durumlarda farklılaşan hormon düzeylerine bağlı olarak rahim içi duvarı dökülerek vajinal yoldan adet kanaması şeklinde vücut dışına atılır ve endometrium yeniden incelir. Genelde adet düzensizliği sonucu 2-3 ayda bir adet olunması durumunda bu endometrium adı verilen doku normalden fazla kalınlaşır. Ultrason muayenesinde tespit edilecek olan bu rahim iç duvarının normalden daha kalın olması durumu rahim iç duvarında polip varlığında da görülebilir.

Rahim duvarındaki bu kalınlığın incelmiyor olması, menopoza yakın dönemler veya altta yatan bir patoloji şüphesi olması halinde histeroskopik olarak endometrium değerlendirilip örnek alınabileceği gibi direkt olarak da örnek alınıp patolojik incelemeye gönderilebilir. Sonucun endometriyal hiperplazi ya da kötü huylu tümöral yapı varlığı şeklinde gelmesi durumunda ise uygun tedavi veya ameliyat seçeneğine karar verilir.

Anormal Vajinal Kanama (Düzensiz Kanamalar)

Normal adet kanaması 21-35 gün arasında olup 2-7 gün sürmektedir. 21 günden daha sık ya da 35 günden daha seyrek adet olunması adet düzensizliği olarak kabul edilir. Yine 7-10 günden daha uzun süren kanamalar ve miktar olarak 80 ml’yi geçen kanama miktarları da normal değildir. En sık neden yumurtlama problemleri ve hormonal dengesizlikler olmakla birlikte dış gebelik, erken gebelikte düşük tehdidi, rahim içindeki polipler veya myomlar, endometrit veya servisit gibi enfeksiyonlar, rahim içi veya rahim ağzındaki tümöral değişiklikler de vajinal kanama ve adet düzensizliği yapabilmektedirler.

Menopoz sonrası dönemde görülen vajinal kanama da yine normal değildir. Tüm anormal vajinal kanamalar muayene ve ultrasonografik inceleme ile değerlendirilmeli, gerektiğinde biyopsi alınıp patolojik olarak incelenmeli ve konulacak tanıya uygun olarak da medikal veya cerrahi olarak da tedavi edilmelidir.

Rahim Ağzı Kanseri

Rahim ağzı kanseri, dünyada kadınlarda meme kanseri ve kalın bağırsak kanserinden sonra üçüncü sıklıkta görülürken, Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde onuncu sıradadır. Rahim ağzı kanseri nedeni tamamen aydınlatılmış ve önlenebilen tek kanserdir. Rahim ağzının yüzeyini oluşturan hücre tabakasının anormal hücrelere dönüşmesiyle ‘kanser öncülleri’ denilebilecek hücreler ortaya çıkıyor. Kanser öncülleri erken saptanıp tedavi edilmediklerinde rahim ağzı kanserine dönüşebiliyorlar. Yapılacak olan jinekolojik muayene esnasında alınacak papsmear tarama testi bu kanser öncülü hücreleri ve kanser varlığında da kanser hücrelerini erken tespit edebilmesi bakımından çok önemlidir ve çok kolay bir tarama yöntemidir.

Rahim ağzında gelişen hücre değişikliklerinin en sık sebebi HPV enfeksiyonlarıdır. Ulusal ve uluslararası sağlık kuruluşları HPV kaynaklı kanserlerden korunmak için 11-12 yaşlarına kadar iki doz, bu yaşlardan sonra üç doz HPV aşısı yaptırmalarını öneriyor. 21-65 yaş arası kadınlara yapılan smear ve HPV gibi rutin tarama testleriyle rahim ağzı kanseri erken teşhis edilebilir. Erken evrelerde cerrahi tedavi ön planda iken ileri evrelerde radyoterapi öncelikli tedavi seçeneğidir.

Kasık Ağrısı ve Adet Sancısı

Adet dönemi ağrısı menstrual döngünün normal bir belirtisi olabilir. Çoğu kadın adet döneminde bu tür sancıları tecrübe edebilir. Genellikle karın içinde ağrılı kas krampları şeklinde hissedilir. Bazı dönemlerde yoğun yaşanabileceği gibi dönemsel olarak şiddetli bir ağrıya sebep olmayabilir. Bazen periyodunuz olmasa bile pelvik ağrı yaşayabilirsin. Adet ağrıları rahim duvarındaki kasların sıkışmasıyla oluşur. Adet döneminde rahimdeki kanamanın atılması için rahim düzenli bir şekilde kasılır. Rahim kasılmaları sırasında rahme giden kan ve oksijen azalır böylece ağrı hissedilebilir.  

Rahim bu kasılmalar sırasında prostoglandin adı verilen kimyasallar ortaya çıkarır bunun sonucunda ağrı şiddetinde artmalar olabilir. Bazı kadınların adet döneminde yaşadıkların sancıların şiddeti prostoglandin birikimi olabilir bu daha şiddetli kasılmalara dolayısıyla şiddetli ağrılara yol açabilir. Adet sancıları tedavisi basit uygulamadan daha karmaşık tedavi seçeneklerine kadar değişiklik gösterir. Her hastaya ve muayene bulgularına göre mutlaka tedavi edilmelidir.

Menopoz

Menopoz tıpkı ergenlik, olgunluk gibi hayatın bir dönemine verilen isimdir. Premenopoz döneminde yumurtalıklarda yer alan yumurta miktarında azalma olur. Bu da östrojen üretiminin azalmasına neden olur. Zaman geçtikçe östrojen üretimi azalır ve yumurtalıklar olgunluk dönemine göre küçülür. Bu durum adet döngüsünün kesilmesine ve üreme yeteneğinin kaybolmasına neden olur. Menopoz sözcüğünün kökeni Yunancadan gelmiştir. Mens ay anlamına gelirken pause da durmak anlamında kullanılmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından menopoz "yumurtaların aktivitelerini kaybetmesi" olarak tanımlanır. Dünya genelinde kadınlar 51- 52 yaşlarında menopoza girerler. Türkiye’de menopoza girmede yaş ortalaması 48'dir. Menopoz kendi içinde dönemlere ayrılmaktadır. Bunlar premenepoz, menopoz ve post menopoz olmak üzere 3 sınıfta incelenir.

Menopoz belirtileri her kadına göre değişkenlik gösterebilir. Sıklıkla; yüzde kızarmalar, sıcak basması, cinsel istekte azalma, yorgunluk, unutkanlık, özgüven eksikliği, aşırı sinirlilik hali, uykusuzluk, aşırı terleme şeklinde karşımıza çıkabilir.

Menopoz sonrasında görülen belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

•Menopoz ile birlikte metabolizmada yavaşlama olacağı için kilo artışı meydana gelebilir.

•Kemik mineral yoğunluğunun azalmasına bağlı olarak postmenopozal dönemde kemik kırıkları artar. Menopozlu olan kadınların her sene kemik kitlelerinin yüzde 3-5 ini kayıp ettikleri bilinmektedir.

•Menopoz döneminden sonra kadınların kalp hastalıklarına yakalanma riski artar. Bunun nedeni östrojen hormonun azalmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.

•Kadınlarda damar sertliği ve yüksek tansiyon sorunları ortaya çıkabilir.

•Diş eti hastalıkları , ağız kuruluğu gibi sorunlar meydana gelebilir.

•Deri incelir ve kolajen miktarı azalır, kırışıklıklar hızla artar. Saç ve kıl miktarında azalma olur.

•Yara iyileşmeleri daha geç olur.

•Pelvik kaslarda gevşeme, sık idrara çıkma, vaginada kuruluk ve incelme ve ağrılı cinsel birliktelik söz konusu olabilir.

Menopoz dönemini daha iyi yaşamanız için bazı öneriler şu şekilde sıralanabilir:

•Yeterli kalsiyum alınmalıdır.

•D vitamini ihmal edilmemelidir.

•Sağlıklı ve yeterli beslenmelidir.

•Yağdan fakir anti oksidan gıdalar ile beslenilmelidir.

•Toksik maddelerden uzak durmak gerekir.

•Alkol, sigara tüketilmemelidir.

•Düzenli olarak egzersiz yapılmalıdır.

•Sistemik hastalıklar varsa tedavi olunmalıdır.

•İdrar kaçırma şikayetine karşı kegel egzersizler yapılabilir.

•Hobiler ile zaman geçirilmeli, stresten uzak durulmalıdır.

•Doktorunuz uygun görürse hormon replasman tedavisi verilebilir.

•Depresyon riskine karşı arkadaşlar ile vakit geçirmeli,sosyal aktiviteleri arttırmalı ve sevilen işleri yapmalıdır.

•Çabuk sinirlenme ve ruhsal değişiklikler olabileceğinden kişinin kendini rahatlatacak faaliyetlerle meşgul olması gerekir. Meditasyon bu uygulamalardan bir tanesidir.

bottom of page